Bildirki hurmalar gelir kicini tirmalar
(Bu hikaye uzakdikca uzuyor ve ben aslen baska seyler yazmak istiyorum, ahan da bu sebepten toparlayip bitiriyorum.)
"Niye kacirdini ucagi?"
Bu laftan sonra ben cosuyorum tabi. Ucak kacmis, gitar yok, yorgunluktan pestil olmusuz, bi de uykum var ustune. Ve iste o anlardan biri geliyor. Zaman icerisinde kendi kendimi egittigim, hayata sakin ve olumlu yaklasmanizi saglayan, ki aslinda tam boyle degil, soyle desem daha iyi olacak, hayata sakin ve olumsuz yaklasmamanizi saglayan telkin ani. Telkin evet, aslinda belki dogru kelime telkin degil ama olsun, ben seviyorum boyle tanimlamayi, artistik bir hava katiyor.
Neyse, nedir bu telkin ani? Istanbul'da yola cikmadan once yaparim ben bunu, misal bir cuma aksamustusu, is cikisi, avrupa'dan anadolu yakasina gececegim arabayla ve biliyorum ki bir saatten fazla surecek bu yolculuk. Iste o zaman derin bir nefes alip soyle dusuncelere garkoluyorum: "Bu izdirap bir saatten fazla surecek mi? Surecek. Benim bu konuda yapabilecegim bisi var mi? Yok. O zaman kasmaya da gerek yok". Bu kisa kisisel terapinin ardindan, misal tuvalete girip butun ihtiyaclarimi gideriyorum, arabada dinlemek uzere yeni bir CD yaziyorum, cep telefonumun sarjinin dolu oldugundan emin oluyorum, yolda arayabilecegim insanlari dusunuyorum, arada belki kacabilecegim farkli yollari dusunuyorum, hani bugun ustten degil de alttan gitsem gibi. Bunlarin neticesinde oyle bir hazir oluyorum ki o yolculuk bir degil uc saat surse koymaz artik. Herkese de tavsiye ederim netekim, guzel bisi. Ha kafanin o anki durumuna gore her zaman isleyen bi yontem degil ama cogunlukla ise yariyor.
Neyse ben bu ruhani koordinasyonu tamamladiktan sonra, koyveriyorum kendimi gitsin. Bir sonraki ucak zamanlarini ogreniyoruz, adama gaz verip en kralindan bizi yedege almasini sagliyoruz. Ustune gitardan bahsediyoruz, napalim nedelim bi sole diyoruz. Bu noktada Amerikalilar hakkinda, en azindan bu benim karsilastiklarim hakkinda, yeni bir sey dikkatimi cekmeye basliyor. Simdi Turkiye'de sen kalkip da isi olmayan bi konuda kime ne solersen bi tersler seni. Dogal yani bizim icin bu durum. Ama burda, karsindaki kim olursa olsun, sana hizmet ediyorsa bi sekilde, adami istedigin gibi kitleyebiliyorsun ve o adam bundan bi sekilde rahatsiz olmadigi gibi bi de sana yardimci olmak icin cirpiniyor. Evet boyle bisi var burda, daha sonra yazcam bol bole seyler isalla, beraberce bi tartisalim bakalim nedir.
Iste bu adam da cirpiniyor boyle bize ucak bulsun, ustune gitari da bulsun, ustune nerde yiyelim icelim, o koca havaalaninda o kadar saat nasi gecer, vs, perisan ediyor kendini. Garip geliyor iste o an bana, bekliyorum ne zaman patlayacak diye, patlamiyor.
Bi yer oneriyor boyle alt katta kayip bavul olaylariyla ilgili, oraya gidiyoruz, sari cizgiyi gecmeden bekliyoruz mekanin onunde. Burda yine boyle bi durum var, banka olsun, okulda ogrenci isleri olsun, benzer yerler olsun, cizgiyi gecmeden bekliosun, gecersen opuolar. Burdaki adamla konusuyoruz, bavul fislerini gosteriyoruz, aslansin kaplansin bulursun diyoruz. Bu da perisan ediyor kendini, bilgisayara bakiyor, telefon aciyor, arkada kuyruk oluyor, bir allahin kulu da cikip hadi kardesim demiyor, hir cikarmiyor, pasa pasa bekliyor sirasini. Garip memleket vesselam.
Enn sonunda diyor ki: "Sizin gitar, beklemis beklemis, kimse almayinca varis adresine gonderilmis. Lakin olmasi gerektigi gibi kacirdiginiz ucaga binmemis. Muhtemelen bineceginiz bilmemkac saat sonraki ucaga binecek. Ustelik diger bavullar da ayni sekilde sizin gibi ucagi kacirmis, onlar da bi sonraki ucakla gelecek. Kisaca siz Kansas'a vardiginizda bavullar da gitar da orada olacak".
Inanmiyorum tabi, bu kadar kolay olamaz diye dusunuyorum, biz boyle seylere alisik degiliiiz, degiliz.
Ister istemez bi rahatlama geliyor tabi, gidip bi sonraki icagin mekanini bulalim koltuklara bi yerleselim diyoruz. O meshur ayakkabi corap cikarttirdiklari kontrollerden geciyoruz. Hayatimda ilk defa Quiznos yiyorum, ki pek guzelmis. Bekliyoruz, vakit geliyor, adimizi garip bi sekilde anons ediyolar, ben anlamiyorum direk. Ama kardesim antremanli onceden, kos diyor, kosuyoruz. Ucaga biniyoruz, ucuyoruz, iniyoruz.
Kucuk bi yer bu Kansas International Airport. Chicago'dan sonra koye felan geldik diyoruz. Giriyoruz iceri, basliyoruz bavullari beklemeye, hepsi teker teker cikiyor zimbirtidan, ufak ufak keyifleniyoruz. Derken bir kapi aciliyor, iceri bole biri giriyor, elinde de bizim gitar case'i. Saldiriyoruz adama, numaralarimizi felan gosteriyoruz, tamam diyor, gitari veriyor. Oh ne guzel her sey.
Leo diye bi cocuk geliyor, bi sezon onceden kardesimin ev arkadasi, benim de yeni ev arkadasim olacak dolayisiyla. Brezilyali kafa bi tip. Yukluyoruz bavullari arabaya, geliyoruz yeni evimize. Yolda bi benzincide durup Red Bull Light aliyoruz. O ne ya? Neyse geliyoruz yeni evimize. Turkiye'den Ozakincilar gelmis, evde bir senlik havasi.
Bir anda toplamda 6 kisi oluyoruz, diyorum komun hayati yasiyoruz herhal. Ev buyuk allahtan, toplamda 2 Turk, 1 Brezilyali, 3 Banglades'li var. Neyse biri ekstraymis, iyi arkadas hesabi, arada gelip gidiomus. Sonra benzer sekilde bir de Ukraynali ortaya cikiyor misal. Genellersek pek enternasyonel bir gun geciriyorum yani.
Bir sekilde her seyi birakip, oturuyorum bi koltugun ustune, bi bardak da su aliyorum elime, Altan be diyorum, geldik galiba. Geldik abi diyor...
Ertesi gun oluyor, okula gidiyorum, yillar sonra ilk defa, garip bi his, iste kayit ot bok ne gerekiyorsa yapiyorum, ogrenci oluyorum nihayetinde. Paso var mi paso diyorum, otobus felan ucuz olsun. Ne paso ne de otobus var diyorlar cevap olarak...
Yine bi kac gun sonra okula geri donup okuyacagim bolumun basindaki hocayi buluyorum, derslerimi seciyorum, allah pek guzeller. Okul icerisinde medya departmaninda is buluyorum. Hayatimda biraktigima pisman oldugum iki seyden biri olan kameramanliga yeniden donebilirim burda belki, ustelik fotograf da cekebilirim. (Ki bir 9.11 seremonisi sonrasi bilumum best of fotolarla goze girip, okul fotografcisi olup cikiyorum kisa zamanda.)
Iki ay geciyor, baska bir ev bulup ona geciyoruz. Kardesim hayat boyu kedi istemis, bir ay sonra da ona bi tane kedi aliyoruz, once istemem diyorum ama benim canima minnet. Kasim basi gibi de en nihayetinde bir araba ediniyoruz. Kucuk bi truck bole, iki kisilik, sirin bisi. Butun bu sure zarfinda da tonla konsere gidiyorum, ki aralarinda eskiden anca hayal edebildigim seyler de var.
Neticede bu hikaye simdilik burda bitiyor, oh be.
"Niye kacirdini ucagi?"
Bu laftan sonra ben cosuyorum tabi. Ucak kacmis, gitar yok, yorgunluktan pestil olmusuz, bi de uykum var ustune. Ve iste o anlardan biri geliyor. Zaman icerisinde kendi kendimi egittigim, hayata sakin ve olumlu yaklasmanizi saglayan, ki aslinda tam boyle degil, soyle desem daha iyi olacak, hayata sakin ve olumsuz yaklasmamanizi saglayan telkin ani. Telkin evet, aslinda belki dogru kelime telkin degil ama olsun, ben seviyorum boyle tanimlamayi, artistik bir hava katiyor.
Neyse, nedir bu telkin ani? Istanbul'da yola cikmadan once yaparim ben bunu, misal bir cuma aksamustusu, is cikisi, avrupa'dan anadolu yakasina gececegim arabayla ve biliyorum ki bir saatten fazla surecek bu yolculuk. Iste o zaman derin bir nefes alip soyle dusuncelere garkoluyorum: "Bu izdirap bir saatten fazla surecek mi? Surecek. Benim bu konuda yapabilecegim bisi var mi? Yok. O zaman kasmaya da gerek yok". Bu kisa kisisel terapinin ardindan, misal tuvalete girip butun ihtiyaclarimi gideriyorum, arabada dinlemek uzere yeni bir CD yaziyorum, cep telefonumun sarjinin dolu oldugundan emin oluyorum, yolda arayabilecegim insanlari dusunuyorum, arada belki kacabilecegim farkli yollari dusunuyorum, hani bugun ustten degil de alttan gitsem gibi. Bunlarin neticesinde oyle bir hazir oluyorum ki o yolculuk bir degil uc saat surse koymaz artik. Herkese de tavsiye ederim netekim, guzel bisi. Ha kafanin o anki durumuna gore her zaman isleyen bi yontem degil ama cogunlukla ise yariyor.
Neyse ben bu ruhani koordinasyonu tamamladiktan sonra, koyveriyorum kendimi gitsin. Bir sonraki ucak zamanlarini ogreniyoruz, adama gaz verip en kralindan bizi yedege almasini sagliyoruz. Ustune gitardan bahsediyoruz, napalim nedelim bi sole diyoruz. Bu noktada Amerikalilar hakkinda, en azindan bu benim karsilastiklarim hakkinda, yeni bir sey dikkatimi cekmeye basliyor. Simdi Turkiye'de sen kalkip da isi olmayan bi konuda kime ne solersen bi tersler seni. Dogal yani bizim icin bu durum. Ama burda, karsindaki kim olursa olsun, sana hizmet ediyorsa bi sekilde, adami istedigin gibi kitleyebiliyorsun ve o adam bundan bi sekilde rahatsiz olmadigi gibi bi de sana yardimci olmak icin cirpiniyor. Evet boyle bisi var burda, daha sonra yazcam bol bole seyler isalla, beraberce bi tartisalim bakalim nedir.
Iste bu adam da cirpiniyor boyle bize ucak bulsun, ustune gitari da bulsun, ustune nerde yiyelim icelim, o koca havaalaninda o kadar saat nasi gecer, vs, perisan ediyor kendini. Garip geliyor iste o an bana, bekliyorum ne zaman patlayacak diye, patlamiyor.
Bi yer oneriyor boyle alt katta kayip bavul olaylariyla ilgili, oraya gidiyoruz, sari cizgiyi gecmeden bekliyoruz mekanin onunde. Burda yine boyle bi durum var, banka olsun, okulda ogrenci isleri olsun, benzer yerler olsun, cizgiyi gecmeden bekliosun, gecersen opuolar. Burdaki adamla konusuyoruz, bavul fislerini gosteriyoruz, aslansin kaplansin bulursun diyoruz. Bu da perisan ediyor kendini, bilgisayara bakiyor, telefon aciyor, arkada kuyruk oluyor, bir allahin kulu da cikip hadi kardesim demiyor, hir cikarmiyor, pasa pasa bekliyor sirasini. Garip memleket vesselam.
Enn sonunda diyor ki: "Sizin gitar, beklemis beklemis, kimse almayinca varis adresine gonderilmis. Lakin olmasi gerektigi gibi kacirdiginiz ucaga binmemis. Muhtemelen bineceginiz bilmemkac saat sonraki ucaga binecek. Ustelik diger bavullar da ayni sekilde sizin gibi ucagi kacirmis, onlar da bi sonraki ucakla gelecek. Kisaca siz Kansas'a vardiginizda bavullar da gitar da orada olacak".
Inanmiyorum tabi, bu kadar kolay olamaz diye dusunuyorum, biz boyle seylere alisik degiliiiz, degiliz.
Ister istemez bi rahatlama geliyor tabi, gidip bi sonraki icagin mekanini bulalim koltuklara bi yerleselim diyoruz. O meshur ayakkabi corap cikarttirdiklari kontrollerden geciyoruz. Hayatimda ilk defa Quiznos yiyorum, ki pek guzelmis. Bekliyoruz, vakit geliyor, adimizi garip bi sekilde anons ediyolar, ben anlamiyorum direk. Ama kardesim antremanli onceden, kos diyor, kosuyoruz. Ucaga biniyoruz, ucuyoruz, iniyoruz.
Kucuk bi yer bu Kansas International Airport. Chicago'dan sonra koye felan geldik diyoruz. Giriyoruz iceri, basliyoruz bavullari beklemeye, hepsi teker teker cikiyor zimbirtidan, ufak ufak keyifleniyoruz. Derken bir kapi aciliyor, iceri bole biri giriyor, elinde de bizim gitar case'i. Saldiriyoruz adama, numaralarimizi felan gosteriyoruz, tamam diyor, gitari veriyor. Oh ne guzel her sey.
Leo diye bi cocuk geliyor, bi sezon onceden kardesimin ev arkadasi, benim de yeni ev arkadasim olacak dolayisiyla. Brezilyali kafa bi tip. Yukluyoruz bavullari arabaya, geliyoruz yeni evimize. Yolda bi benzincide durup Red Bull Light aliyoruz. O ne ya? Neyse geliyoruz yeni evimize. Turkiye'den Ozakincilar gelmis, evde bir senlik havasi.
Bir anda toplamda 6 kisi oluyoruz, diyorum komun hayati yasiyoruz herhal. Ev buyuk allahtan, toplamda 2 Turk, 1 Brezilyali, 3 Banglades'li var. Neyse biri ekstraymis, iyi arkadas hesabi, arada gelip gidiomus. Sonra benzer sekilde bir de Ukraynali ortaya cikiyor misal. Genellersek pek enternasyonel bir gun geciriyorum yani.
Bir sekilde her seyi birakip, oturuyorum bi koltugun ustune, bi bardak da su aliyorum elime, Altan be diyorum, geldik galiba. Geldik abi diyor...
Ertesi gun oluyor, okula gidiyorum, yillar sonra ilk defa, garip bi his, iste kayit ot bok ne gerekiyorsa yapiyorum, ogrenci oluyorum nihayetinde. Paso var mi paso diyorum, otobus felan ucuz olsun. Ne paso ne de otobus var diyorlar cevap olarak...
Yine bi kac gun sonra okula geri donup okuyacagim bolumun basindaki hocayi buluyorum, derslerimi seciyorum, allah pek guzeller. Okul icerisinde medya departmaninda is buluyorum. Hayatimda biraktigima pisman oldugum iki seyden biri olan kameramanliga yeniden donebilirim burda belki, ustelik fotograf da cekebilirim. (Ki bir 9.11 seremonisi sonrasi bilumum best of fotolarla goze girip, okul fotografcisi olup cikiyorum kisa zamanda.)
Iki ay geciyor, baska bir ev bulup ona geciyoruz. Kardesim hayat boyu kedi istemis, bir ay sonra da ona bi tane kedi aliyoruz, once istemem diyorum ama benim canima minnet. Kasim basi gibi de en nihayetinde bir araba ediniyoruz. Kucuk bi truck bole, iki kisilik, sirin bisi. Butun bu sure zarfinda da tonla konsere gidiyorum, ki aralarinda eskiden anca hayal edebildigim seyler de var.
Neticede bu hikaye simdilik burda bitiyor, oh be.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home