Wel sensin, come da...
Duyulan bu tok ses itibariyle herkes bir sarsilip kendine geliyor, vay be diyor adamlar nereye geldik, film gibi memleket valla, butun polisler super burda, seslendiren Darth Vader, daha ne olsun artik?
Bekliyoruz da bekliyoruz, o tok ses ara ara anlatiyor bisiler ama bir noktadan sonra kimse dinlemiyor tabi, demek ki neymis, Vader da olsan cok laf bi sureden sonra bayiyormus, aksiyon lazimmis. Bakiyorum vakit gecmiyor, ben neden tuvalete gitmiyorum diye dusunuyorum. Sadece dusunmekle de kalmiyorum, gidiyorum da.
Bu noktada ilginc bir detay vermek istiyorum ki, bu havaalaninda tuvalet mekanlarinin giris kapisi yok, yani atiyorum erkekler tuvaleti yazisi bir kapinin degil duvarin uzerinde yaziyor, boyle o noktadan iceri ilerleyip koseyi donunce geliyorsun mekana. Burada ilk gordugumde garip demistim ama sonra farkettim ki Kansas Havaalani'nda da boyle. Demek ki Amerikalilar kapi masrafindan bu sekilde yirtiyorlar. Ve hayir, her yerde bu sekilde degil tabi, sadece benim gectigim havaalanlarinda boyle.
Neyse, hayirlisiyla Amerika'nin da icine ettikten sonra yerime donuyorum ki sira oldugu gibi duruyor. Ucak kacti kacacak, bavullar noldu, vs derken bosveriyorum, veriyorum cunku olacak gibi degil. Sikintidan hemen etraftaki kizlari kesmeye basliyoruz. Su guzel, bu daha guzel, kardesim diyor bizim ordakiler daha guzel, ben diyorum bunlar da yeter felan. Arada super polisler soyle bi gelip gidiolar felan, sira ilerlemiyor.
Belki bir saat felan geciyor, polisler kuyrugun ilerledigi yollari degistirip isi hizlandirmaya calisiyorlar, yeni kubikler aciliyor, sira en nihayet bize geliyor. Bi tane polis abla var bole, latin tadinda, agzinda ciklet, yat kalk felan diyor. Geliyor onumuze, diyor ki hedelerinizi hazir edin. Hede ne ola ki? Yok bizde oyle bisi diyoruz, hemen birer kagit tutusturuyor elimize doldurun sira gelene kadar diyor. Kagit dedigim koca bi form, abuk subuk bilgiler istiyor. Ogrenci olanlar dolduracakmis bunu, sokarim diyip cokuyorum yere, bi kalem, bi pergel hazir ediyorum, basliyorum doldurmaya. Her 30 saniyede bir kadin gelip hazir mi diyor? Degil diyorum, ulan hazir olsa ne isim var yerde? Neyse bi sekilde doldurup yeniden ayaklaniyoruz ki ustumuze ceki duzen vermeden kubiklere itiyorlar bizi.
Buradaki gorevliler de bir baska alem. Hemen onlerinde koca posterler var, uzerlerinde iste bu adamlar Amerika'nin yuzu, sizi ulkeye sokan, ilk tanistiginiz Amerikalilar, hani boylesi yok, ulema bunlar felan diyor. Lakin bahsettigi adamlar bu posterleri sabah kahvaltisinda tatli niyetine yiyorlar ki boyle bir asabiyet hakim hareketlerinde. Hani noldu Amerika'nin yuzu, gotume benziyor diye soylemek istiyorum ama yemez tabi. Neyse, geciyorum onune hazrol modunda, gerekli her sey elimde, hani hadi dese elimdekilerden uydu anteni yapicam, o kadar hazirim. Anten kalsin hodo formu nerde diyor. Lan o ne, yok bende hodo formu diyorum, hop bi baska form tutusturuyor elime. Bereket kucuk bi form ama ya yanlis yaparsam stresi var. Sonucta bir form ne kadar yanlis doldurulabilir diye dusunuyor simdi insan, o anda hic de boyle dusunmuyor ama. Kasmislar bizi bi kere sokmazlar da geri gonderirler de cart da curt da diye.
Formu doldurucaz diye siramizdan oluyoruz, yine yerlerde yazi yazma moduna giriyoruz. Formu dolduruyoruz, siramizi bekliyoruz. Sira geliyor, yine kubike gidiyoruz. Adam forma soyle bi bakip kenara firlatiyor. Lan bari burda yazsaydim o zaman iki dakkada madem o kadar onemli degildi, ne diye strese sokuonuz bizi?
Neyse adam diger formlari, pasaportu felan evirip ceviriyor, yok imzaliyor, yok damga basiyor, yok cart derken hepsini soyle bi birlestirip yigin halinde geri uzatiyor: "Welcome to USA, NEEEXT!"
Boyle bos bir ruh halinde giriyorum bu yeni memlekete, kardesim yan kubikten cikip geliyor yanima. Hadi daha bavullari alicaz da ucaga yetisicez de. Gerci uzun bi sure once saate bakmayi biraktigimiz icin ucagi felan dusunmuyoruz, once bi bavullari bulalim. Cok yok zaten, minik 2-3 canta, bir bildiginiz bavul, bir de gitar var hardcase icinde. En onemlisi o zaten. Kosturuyoruz bavullarin gelecegi donergecin yanina. Belli ki bunlar bosalali cok olmus, cunku tek tuk canta donuyor boyle zimbirtinin ustunde. Neyse bizimkileri toparliyoruz, butun cantalar burda, bavul burda ama Istanbul'dan beri bizi diken ustunde oturtan gitar ortalarda yok. Haydaa, kosturuyoruz, bakiyoruz, artik donen bantlar duruyor felan ama gitar yok da yok.
Olmayan moralimiz daha bi bozuluyor boyle. Gorevliler kiziyor artik cikin burdan diye. Canta eksik diyoruz, cikinca halledersiniz diyorlar. Bildigin kovaliyorlar bizi mekandan. Neyse cikiyoruz disari, diger bavullari yeni ucagimiza veriyoruz, bi tane eksik diyoruz, suraya bi gidin bakin ama orada da olmayabilir, aslen Kansas'a vardiginiz zaman sorusturmaniz gerekiyor diyor. Lan iyi de Almanya'da kayboldu ise nolcak diyoruz. Olmaz bisi hadi gidin felan diyor. Bir de ustune diyor ki, zaten bu bavullar da hemen simdiki ucaga yetismez, 10 dakka felan var, siz gidin, bi sonraki ucaktan cikar bunlar diyor. Biz saka heralde felan diye dusunurken oradan da kiskisliyorlar.
Chicago havaalaninin bilmemkacinci binasinda, bavulsuz, yorgun, ac, susuz bi sekilde birbirimize bakiyoruz kardesimle. "Dur" diyorum "bi nefeslenelim".
Bekliyoruz da bekliyoruz, o tok ses ara ara anlatiyor bisiler ama bir noktadan sonra kimse dinlemiyor tabi, demek ki neymis, Vader da olsan cok laf bi sureden sonra bayiyormus, aksiyon lazimmis. Bakiyorum vakit gecmiyor, ben neden tuvalete gitmiyorum diye dusunuyorum. Sadece dusunmekle de kalmiyorum, gidiyorum da.
Bu noktada ilginc bir detay vermek istiyorum ki, bu havaalaninda tuvalet mekanlarinin giris kapisi yok, yani atiyorum erkekler tuvaleti yazisi bir kapinin degil duvarin uzerinde yaziyor, boyle o noktadan iceri ilerleyip koseyi donunce geliyorsun mekana. Burada ilk gordugumde garip demistim ama sonra farkettim ki Kansas Havaalani'nda da boyle. Demek ki Amerikalilar kapi masrafindan bu sekilde yirtiyorlar. Ve hayir, her yerde bu sekilde degil tabi, sadece benim gectigim havaalanlarinda boyle.
Neyse, hayirlisiyla Amerika'nin da icine ettikten sonra yerime donuyorum ki sira oldugu gibi duruyor. Ucak kacti kacacak, bavullar noldu, vs derken bosveriyorum, veriyorum cunku olacak gibi degil. Sikintidan hemen etraftaki kizlari kesmeye basliyoruz. Su guzel, bu daha guzel, kardesim diyor bizim ordakiler daha guzel, ben diyorum bunlar da yeter felan. Arada super polisler soyle bi gelip gidiolar felan, sira ilerlemiyor.
Belki bir saat felan geciyor, polisler kuyrugun ilerledigi yollari degistirip isi hizlandirmaya calisiyorlar, yeni kubikler aciliyor, sira en nihayet bize geliyor. Bi tane polis abla var bole, latin tadinda, agzinda ciklet, yat kalk felan diyor. Geliyor onumuze, diyor ki hedelerinizi hazir edin. Hede ne ola ki? Yok bizde oyle bisi diyoruz, hemen birer kagit tutusturuyor elimize doldurun sira gelene kadar diyor. Kagit dedigim koca bi form, abuk subuk bilgiler istiyor. Ogrenci olanlar dolduracakmis bunu, sokarim diyip cokuyorum yere, bi kalem, bi pergel hazir ediyorum, basliyorum doldurmaya. Her 30 saniyede bir kadin gelip hazir mi diyor? Degil diyorum, ulan hazir olsa ne isim var yerde? Neyse bi sekilde doldurup yeniden ayaklaniyoruz ki ustumuze ceki duzen vermeden kubiklere itiyorlar bizi.
Buradaki gorevliler de bir baska alem. Hemen onlerinde koca posterler var, uzerlerinde iste bu adamlar Amerika'nin yuzu, sizi ulkeye sokan, ilk tanistiginiz Amerikalilar, hani boylesi yok, ulema bunlar felan diyor. Lakin bahsettigi adamlar bu posterleri sabah kahvaltisinda tatli niyetine yiyorlar ki boyle bir asabiyet hakim hareketlerinde. Hani noldu Amerika'nin yuzu, gotume benziyor diye soylemek istiyorum ama yemez tabi. Neyse, geciyorum onune hazrol modunda, gerekli her sey elimde, hani hadi dese elimdekilerden uydu anteni yapicam, o kadar hazirim. Anten kalsin hodo formu nerde diyor. Lan o ne, yok bende hodo formu diyorum, hop bi baska form tutusturuyor elime. Bereket kucuk bi form ama ya yanlis yaparsam stresi var. Sonucta bir form ne kadar yanlis doldurulabilir diye dusunuyor simdi insan, o anda hic de boyle dusunmuyor ama. Kasmislar bizi bi kere sokmazlar da geri gonderirler de cart da curt da diye.
Formu doldurucaz diye siramizdan oluyoruz, yine yerlerde yazi yazma moduna giriyoruz. Formu dolduruyoruz, siramizi bekliyoruz. Sira geliyor, yine kubike gidiyoruz. Adam forma soyle bi bakip kenara firlatiyor. Lan bari burda yazsaydim o zaman iki dakkada madem o kadar onemli degildi, ne diye strese sokuonuz bizi?
Neyse adam diger formlari, pasaportu felan evirip ceviriyor, yok imzaliyor, yok damga basiyor, yok cart derken hepsini soyle bi birlestirip yigin halinde geri uzatiyor: "Welcome to USA, NEEEXT!"
Boyle bos bir ruh halinde giriyorum bu yeni memlekete, kardesim yan kubikten cikip geliyor yanima. Hadi daha bavullari alicaz da ucaga yetisicez de. Gerci uzun bi sure once saate bakmayi biraktigimiz icin ucagi felan dusunmuyoruz, once bi bavullari bulalim. Cok yok zaten, minik 2-3 canta, bir bildiginiz bavul, bir de gitar var hardcase icinde. En onemlisi o zaten. Kosturuyoruz bavullarin gelecegi donergecin yanina. Belli ki bunlar bosalali cok olmus, cunku tek tuk canta donuyor boyle zimbirtinin ustunde. Neyse bizimkileri toparliyoruz, butun cantalar burda, bavul burda ama Istanbul'dan beri bizi diken ustunde oturtan gitar ortalarda yok. Haydaa, kosturuyoruz, bakiyoruz, artik donen bantlar duruyor felan ama gitar yok da yok.
Olmayan moralimiz daha bi bozuluyor boyle. Gorevliler kiziyor artik cikin burdan diye. Canta eksik diyoruz, cikinca halledersiniz diyorlar. Bildigin kovaliyorlar bizi mekandan. Neyse cikiyoruz disari, diger bavullari yeni ucagimiza veriyoruz, bi tane eksik diyoruz, suraya bi gidin bakin ama orada da olmayabilir, aslen Kansas'a vardiginiz zaman sorusturmaniz gerekiyor diyor. Lan iyi de Almanya'da kayboldu ise nolcak diyoruz. Olmaz bisi hadi gidin felan diyor. Bir de ustune diyor ki, zaten bu bavullar da hemen simdiki ucaga yetismez, 10 dakka felan var, siz gidin, bi sonraki ucaktan cikar bunlar diyor. Biz saka heralde felan diye dusunurken oradan da kiskisliyorlar.
Chicago havaalaninin bilmemkacinci binasinda, bavulsuz, yorgun, ac, susuz bi sekilde birbirimize bakiyoruz kardesimle. "Dur" diyorum "bi nefeslenelim".

0 Comments:
Post a Comment
<< Home